Türkiyenin Tarımsal Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri Yazdır e-Posta
20. yüzyılın ikinci yansından itibaren başlayan ve korkunç bir boyutta devam eden ekonomik kalkınma yarışı , İnsanların yaşam düzeylerinin önemli ölçüde yükselmesine katkı sağlarken, yeryüzünün ve insanlığın sahip olduğu doğal kaynaklar aşırı ve bilinçsiz bir şekilde kullanılmıştır. Doğal kaynakların sömürülürcesine kullanımının yanı sıra hızlı nüfus artışı, sağlıksız kentleşme ve sanayileşmenin sonucu olarak 'Çevre Kirliliği' kavramı ortaya çıkmıştır.

Çevreye verilen zararlar, doğal kaynakların kendini yenileyebilme yeteneği sayesinde başlangıçta fark edilmemiş, hatta zamanla çevrenin bu kirliliği yok edeceği sanılmıştır.

İnsan faaliyetleri sonucu, çevresel değerlerin bozulması., yok edilmesi, toplumların tüm gelişmişliklerine rağmen kıtlık, açlık, sera etkisi gibi küresel sorunlara çözüm bulamamaları, insanın da geleceğinin güvencede olmaması 20. Yüzyılın sonlarına doğru giderek artan ölçüde dikkatleri çevreye çekmiştir. 1980'Iere kadar gerek gelişmiş ülkeler, gerekse gelişmekte olan ülkeler politika olarak ekonomik kalkınmayı çevreye tercih etmişlerdir. Çevre sorunlarının ciddiyetinin tam olarak anlaşılması ancak bu zamandan sonra olmuştur. Gelecek kaygısı, toplumların çevre sorunlarına daha ciddi eğilmelerini sağlamıştır.

Çalışnın Amacı ve Kapsamı
Bu çalışmanın amacı, çevre ile ilgili konulara tarım sektörü açısından bakmaktır. Özellikle tarım sektörü diğer sektörlere göre çevre faktörlerinden daha fazla etkilenmektedir.

Kaynak taramaları ve gözlemlerden oluşan bu çalışmada kapsam olarak önce çevre sorunlarının genel olarak tanımı yapılmış, daha sonra tarıma zarar veren çevre sorunları ile tarım sektörünün yol açtığı çevre sorunları ve tarım çevre etkileşimi incelenerek önemli çevre sorunlarının tarıma etkilerini ve kirliliğe karşı alınacak önlemler incelenmeye çalışılmıştır.

ÇEVRE SORUNLARI NELERDİR?


Çevre sorunları; insanlar tarafından meydana getirilen "yapay çevre" nin doğal varlıklardan oluşan "doğal çevre" üzerine olumsuz etkileri, yapay çevrenin sağlık şartlarına uygun olmayışı, doğal kaynakların aşın ve yanlış kullanımı ve çevrenin bu şekilde tahribi sonucu meydana gelmektedir.


Doğanın temel fiziksel unsurları olan hava. su ve toprak üzerine olumsuz etkilerde bulunulduğunda tüm canlı varlıklar, insanlarda dahil, olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu olumsuz etkilenmelerden ortaya çıkan çevre sorunlarına "Çevre Kirliliği" denmektedir.


Çevre kirliliklerinin oluşmasında temel neden, doğanın insan etkileri ile ortaya çıkan atıkları kendiliğinden giderme yeteneğini aşmasıdır. Havaya, suya ve toprağa verilen çeşitli atıklar doğanın bu temel unsurlarını kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerini bozmaktadır.


Isınma amaçlı kullanılan yakıtlardan, fabrikalardan, motorlu taşıtlardan havaya verilen gaz atıklarla hava kirliliği yaratılmakta ve bu kirli havayı soluyan tüm canlıların sağlığının bozulmasına neden olmaktadır.
Denizlere, göllere, akarsulara verilen sıvı atıklardan su kirliliği oluşmaktadır ve bu suları kullanan tüm canlılar zarar görmektedir. Su ürünleri bozulmakta hatta nesilleri tükenmektedir. Bu kirli sularla sulanan tarım alanlarında ürünler bozulmakta, bu ürünlerle beslenen insanların sağlığı bozulmaktadır.


Yine aynı şekilde suya ve toprağa bırakılan katı atıklar da bu çok önemli doğa unsurlarının kirlenmesine neden olmaktadır.


Doğal kaynakların aşın ve bilinçsiz kullanımı bir diğer çevre sorunudur. İnsanlar yaşamlarını sürdürebilmek, yaşam şartlarını iyileştirebilmek için doğal kaynaklan, madenleri, su kaynaklarını, toprağı kullanırlar, tarım ve sanayi gibi ekonomik faaliyetlerde bulunurlar. Ne var ki bu doğal kaynaklan kullanırken her zaman doğru ve uygun yöntemleri kullanmazlar.


Doğal kaynakların miktarı sınırlıdır, ya da yeniden üretilebilmeleri -ormanlar gibi- uzun yıllar alır. Bu nedenle, kaynakların israf edilmeden en uygun şekilde kullanılmaları insanların geleceği için çok önemlidir. Bu durum, insanların doğal kaynakları kullanmada karar alırken çok yönlü düşünmelerini gerektirmektedir (Anonim, 1995)

TÜRKİYE" DE GENEL TARIMSAL ÇEVRE SORUNLARI

Tarım-Çevre İlişkisi


Tarım sektörü çevre ile direkt bağlantılı sektörlerin başında gelir. Aralarında kompleks bir ilişki mevcuttur. Tarımsal üretim toprak, su ve hava gibi çevrenin başta gelen öğelerine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu temel öğelerde meydana gelen herhangi bir sorun tarımsal üretimi direkt etkilemektedir. Ancak burada belirtilmesi gereken önemli bir konu da tarımsal üretimin de çevre sorunlarına yol açmasıdır. Tarım sektörü bir yandan çevre sorunlarından büyük ölçüde etkilenirken, bir yandan da çevreyi bozucu sorunların ortaya çıkmasına neden olur (Müftüoğlu, 1999).


Türkiye"de ekonomik gelişme ile birlikte çevreye de önem verilmiştir. 1982 Anayasasının 5. Maddesinde yer alan "herkes sağlıklı ve dengeli bir şekilde yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek ve sağlığını korumak ve çevrenin kirlenmesini önlemek devletin ve yurttaşın ödevidir." Şeklinde bir ifade ile çevre konularına hukuki bir yaklaşım da bulunulmuştur. Ayrıca 1983 ve 2872 sayılı çevre kanunu ile çevre konuları ile ilgili yasal çerçeve hazırlanmış ve daha sonra Çevre Bakanlığı kurularak çevre konusu geniş şekilde ele alınmaya başlanmıştır (Karaaslan, 1999).


Tarım Sektörüne Zarar Veren Çevre Sorunları
Tarım Arazilerinin Amaç Dışı Kullanılması


Toprak, tarım sektörü için önemli bir üretim faktörü olduğu kadar sanayi ve kentleşme için de aynı derecede önem taşımaktadır. Bu durum, toprakların çeşitli kullanımlar arasında ki dağılımının en iyi şekilde yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak bu dağılım yapılırken, tarımsal üretimin gerçekleştirilebilmesi için tarım yapılacak arazilerin mutlaka gerekli olduğu ve bu tür arazilerin oluşumunun uzun yıllar da gerçekleştiği unutulmamalıdır. Bununla birlikte Türkiye’de tarım toprakları hızla yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.


Sorumsuz bir saldırı niteliğine bürünen, tarım alanlarının amaç dışı kullanılması eğilimi aynı hızla devam ederse nüfusu yılda %1.8 dolayında artan Türkiye'nin gündemin de açlık sorununun olacağı ifade edilmektedir.

Türkiye'de verimli topraklar gittikçe artan bir ölçüde konut, sanayi ve kamu yatırımları gibi tarım dışı alanlara kaymaktadır. Çukurova. Mersin ve Tarsus yöresi, Bursa, Bornova, Sakarya ovaları ve daha bir çok verimli ova ve araziler bir daha kullanılmayacak şekilde tarım dışı kalmışlardır. Yine ekonomik faktörler nedeni ile düz ovalar içerisinden geçen karayolu ve benzeri yatırımlar kapladığı alan yanında, çevrelerine çektiği diğer yapılar nedeni ile de verimli arazilerin kaybına neden olmaktadır.

Sanayi tesisleri, ulaşım ve diğer alt yapı kolaylıkları gibi nedenlerden dolayı genellikle düz ve verimli araziler üzerine kurulmaktadır. Böylelikle tarım alanlarının amaç dışı kullanımı konusunda karşı karşıya bulunulan en önemli sorunlardan biri ortaya çıkmaktadır. Sanayi tesisleri sadece kapladıkları alan itibari ile zarara neden olmamakta, yarattıkları kirlilikle de çevresinde bulunan tarım arazilerini ve bitki örtüsünü olumsuz yönde etkilemektedir (Anonim. 1995).

Toprak Kirliliği


Toprakların fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesinin çeşitli kirleticilerle bozulması olayına 'toprak kirliliği" denir.
4.2.2.1.Hava Kirliliğinden Kaynaklanan Kirlenme
Özellikle endüstriyel faaliyetler esnasında bacalardan kontrolsüz olarak açığa çıkan gaz ve partiküller çok uzak mesafelere dahi taşınarak bitkiler ve topraklar üzerinde birikmektedir. Havaya verilen gazlar başta karbonmonoksit, kükürtdioksit, azotdioksit, hidrojenflorür ve hidrokarbonlar gibi kirletici emisyonlar içermekte ve bunların fazlalığı asit yağmurlarına neden olmaktadır.


Asit yağmurlarının etkisi ile topraklar asitleşmekte ve bitki örtüsü tahrip olmaktadır. Ayrıca emisyonlar içerisinde bulunan bakır, çinko, demir, mangan gibi ağır metaller toprak ve bitkiler üzerinde birikmekte ve yığılmaktadır. Bu suretle bitkilerde fotosentez yavaşlamakta, renk bozulmaları olmakta ve verim düşmektedir. Ayrıca bu asit yağmurları ile orman tahribatları meydana gelmektedir.

Türkiye'nin toprak yapısı incelendiğinde Karadeniz Bölgesi dışındaki diğer toprakların genellikle kireçli ve bazik karakterli olması nedeniyle diğer ülkelere göre şimdilik ciddi boyutlarda olmadığı görülmektedir (Sarıtaş, 1999).

Su Kirliliğinden Kaynaklanan Kirlenme


Su kirliliği; kentsel ve endüstriyel atıkların arıtılmadan su ortamına bırakılması, tarımda verimi arttırmak amacı ile kullanılan kimyasal kökenli girdilerin suya karışması ile meydana gelmektedir. Bu sularla yapılan sulamalar önemli ölçüde toprak kirliliğine neden olmaktadır. Bu suların tuz içerikleri yüksek olup, toprakların tuzlulaşmasına ve çoraklaşmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu kirli suların içerisinde petrol ürünleri, asitler, fenoller, ağır metaller ve çeşitli zehirli bileşikler bulunmaktadır. Bu maddelerin bir kısmının toprakta yetiştirilen bitkilerle besin zincirine geçmesi ile de insan sağlığı yönünden tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir(Topbaş ve ark., 1999).

Katı Atık ve Çöplerden Kaynaklanan Kirlenme


Tüketen ve kullanan için bir değer taşımayan, gereksiz oldukları için atılan evsel, ticari ve endüstriyel aktiviteler sonucu oluşan maddeler katı atık olarak tanımlanır. Şehirlere çok yakın oluşturulan ve düzensiz olan çöp sahaları toprağı kullanılmaz hale getirirken, çok farklı sağlık sorunları ve tehlikeleri de içermektedir. Bu tehlikeli ve zararlı atıkların ve çöplerin arazi doldurmada kullanılması, açığa bırakılması, naylon ve pet şişeler gibi doğada uzun süre parçalanmadan kalabilen malzemelerin yaygın olarak kullanılması ve düzenli bir şekilde toplanmaması toprakları kirleten önemli unsurlardır.

Sera Etkisi


Başta karbondioksit olmak üzere bazı atmosferik gazlar sera camının etkisini andırır bir etkiye sahiptir. Işığı geçirir ama ısıyı içerde tutar ve ısı artışına yol açar.


Atmosfer ile yer arasındaki ısı dengesi, sanayileşmedeki ve fosil yakıtların yanmasındaki artıştan kaynaklanan atmosferik karbondioksit artışlarından etkilenir. Bu ise atmosferdeki ortalama ısıyı yükseltir. Bu gelişmenin buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi geniş kapsamlı sonuçlar doğuran iklim değişikliklerine yol açması söz konusudur.


Küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında geçen yüzyıl boyunca görülen 0,3-0.6 derecelik artış ile yine aynı dönemde dağ buzullarının çoğunda gözlenen çekilmeler ve küresel ortalama deniz seviyesinde ortaya çıkan 10-20 cm’lik. yükselme artan sera etkisine bağlı iklim değişikliklerinin en önemli belirtileri olarak kabul edilmektedir.
Doğal ısınma sonunda yakın bir gelecekte dünyanın verimli tarım topraklarının 1/6 oranında yok olacağı tahmin edilmektedir. Küresel ısınmanın bu şekilde devam etmesi ile 2050 yılında önemli miktarda yerleşim biriminin sular altında kalacağı ve 76 milyon insanın çevre felaketi göçmeni olacağı belirtilmektedir (Topbaş ve ark.,1998).
Küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından Türkiye risk grubu ülkeler arasında yer almaktadır.
Küresel ısınmanın gelecekteki boyutları ve etkileri konusunda bazı belirsizlikler vardır. Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinin Türkiye’de neden olabileceği çevresel etkiler şunlardır:


a-Tarımsal üretim potansiyeli değişebilir.
b-Sıcak ve kurak devrenin uzunluğundaki ve şiddetindeki artışa bağlı olarak orman yangınlarının sıklığı, etki alanı ve süresi artabilir.
c-İklim kuşaklarındaki kaymalar daha sıcak ve kurak bir iklim kuşağının belirmesine yol açabilir. Bu ise bu iklime uyum sağlayamayan flora ve faunanın yok olma ihtimalini yükseltebilir.
d-Kurak ve yan kurak alanların genişlemesine ek olarak, yaz kuraklarının süresindeki ve şiddetindeki artışlar, "çölleşme sürelerini, tuzlanma ve erozyonu destekleyebilir.(Sarıtaş, 1999).

Ozon Tabakası


Ozon tabakası atmosferin yaklaşık 15-20 m yükseklikleri arasında, strotosfer katmanı içinde bulunur.
Ozonun bozulmasında en etkili maddeler klorlu bileşiklerdir. Ozonu etkileyen insan ürünü kaynaklar arasında özellikle etkin olanları klor gazı içeren kloro-floro-karbonlardır(CFC). Bilindiği gibi CFC gazı, evlerde ve endüstride soğutma sistemleri, temizlik ve köpük maddeleri aracılığı ile günlük yaşamda yaygın olarak kullanılmaktadır.
Ozon tabakasının insan sağlığı ve ekolojiyi koruma bakımından hayati öneme sahip ve korunması gerektiği konularında herkes hemfikirdir. Son yıllarda gözlenen ozon tabakasında ki bu olumsuz değişmenin yol açabileceği etkilere karşı tüm canlı varlıkları, doğal kaynakları ve tarımsal ürünleri korumak amacı ile uluslar arası önlemler almaktadır. Öncelikle CFC:lerin üretim ve tüketiminin kontrol altına alınması yolunda çalışmalar vardır .(Aydın, 1992).

Tarım Sektörünün Yol Açtığı Çevre Sorunları
Yanlış Girdi Kullanımı

Pestisitlerden Kaynaklanan Kirlenme


Pestisit: bitki hastalıkları, zararlı böcekler ve yabancı ot gibi tarımsal ürünlerin azalmasına sebep olabilecek çeşitli etmenlere karşı kullanılan kimyasal bileşiklerin hepsine birden verilen genel bir isimdir.
Türkiye'de 338 etkili madde ile 1213 adet ruhsatlı pestisit vardır. Türkiye'de hektar başına tüketilen tarım ilacı miktarı aktif madde olarak 600gr'dır. Bu değer Japonya'da 5,7 kg/ha. İsviçre'de 5 kg/ha. ABD'de 30 kg/ha dır. Bu değerlere bakılarak Türkiye'nin pestisit kirliliği yönünden iyi durumda olduğu söylenemez. Türkiye'de tarım ilaçlarının %24 gibi bir oranı dar bir alan olan Çukurova'da kullanılırken hiç ilaç kullanmadan üretim yapan bölgelerimizin olduğu unutulmamalıdır (Anonim, 1997).


Tarımsal üretimde ürünün hastalık ve zararlılara karşı korunması gerekir. Genel olarak pestisit adı verilen tarımsal mücadele maddelerini kullanarak ürünün veriminde meydana gelebilecek önemli kayıpları en düşük seviyeye indirmek ve üretimde kaliteyi yükseltmek mümkündür.


Tarımsal gelişme ile tarım ilacı kullanımı da önemli ölçüde artmaktadır. Ancak gerek tarım ilacı ve gerekse tüm diğer girdi kullanım düzeylerinin uluslar arası seviyelerde olması gereklidir. Ayrıca bu mücadele ilaçlarından bazıları kalıntı bırakan pestisitlerdir. Bu ilaçlarla ilaçlanmış ürünleri tüketen insanların sağlığı olumsuz yönde etkilenmektedir. O halde aşırı ilaç kullanımı hem ürünlerin nitelik ve niceliklerini etkilemekte ve hem de toprak ve su kirliliğine sebep olmaktadır. Bitkilerin ve hayvanların da normal büyüm ve gelişmelerini olumsuz yönde etkilemektedir (Karaaslan, 1999).
Yine buharlaşma özelliğinde ki bazı pestısitler hava yolu ile de çevre üzerinde olumsuz etki yapmaktadır (Topbaş ve ark.,1998)


Yapay Gübrelerden Kaynaklanan Kirlenme


Gübre: tarımsal üretimin en önemli girdilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Tarımda verimliliğin arttırılması, birim alanda daha fazla girdi kullanımını gerektirmekte ve bu nedenle bitki beslenmesinde Önemli rol oynayan gübre ve gübreleme ön plana çıkmaktadır. Hatta çoğu zaman gübre üretimi ve kullanımı tarımsal gelişmenin bir göstergesi olarak kabul edilir.


Gübrenin, toprak analizi yapılmadan bilinçsizce kullanımı sonucunda önemli boyutta çevre kirliliği ortaya çıkmaktadır. Yanlış ve aşırı gübre kullanımı toprak ve su kirliliğine sebep olmaktadır. Bunun önemli boyutta enerji ve finansman kaybına da neden olduğu bilinmektedir. Nitrat ve fosfat gibi suda kolay erimeyen kimyasal maddelerin yüzey ve yer altı sularına karışmasıyla insan sağlığı yönünden zararlı sonuçlarla karşılaşılabilmektedir.
Gübre kullanımı sonucunda ortaya çıkan çevre kirlenmesi konusunda Türkiye'nin sahip olduğu avantaj, birim alanda gübre kullanımının düşük düzeylerde olmasıdır. Ancak avantaja karşı bilinen bir gerçek, yanlış gübre kullanımının bazı bölgelerde mevcut olmasıdır. Özellikle yoğun seracılık yapılan bölgelerde aşırı gübre kullanımı ortaya çıkmaktadır.
Ama unutulmaması gereken bazı sorunların ortaya çıkmasıyla birlikte alınacak tedbirler güçleşmekte, maliyeti son derece artmaktadır. Dolayısıyla ülkemizde şimdilik gübreleme ile ilgili çevresel sorunlar yok deyip gerekli önlemleri almamak son derece yanlış olacaktır.


Burada alınacak en önemli tedbir günümüzde ve gelecekte kullanılacak gübrenin bölgelere göre dengeli dağılımının sağlanması, bir bölgede yetersiz gübre kullanımı söz konusu iken diğer bölgelerde çok aşırı ve dengesiz gübre kullanımından kaçınılmasıdır. Ayrıca gübrenin, toprağın besin maddesi gereksinimine ve verimlilik esasına dayalı olarak kullanılmasını sağlayacak önlemlerin alınması ile gübre kullanımının neden olduğu çevre kirliliğine karşı ülkenin korunması, böylelikle enerji ve finansman tasarrufunda bulunulması mümkün olacaktır (Topbas ve ark., 1998).


Hormon Kullanımından Kaynaklanan Kirlenme


Gerçek anlamı ile hormon terimi, bitkilerde oluşturulan ve çok düşük yoğunluklarda etkili olabilen, bitki içerisinde taşınıp büyüme ve gelişmeyi yönlendiren organik maddeleri kapsamaktadır.


Bu şekilde bitkilerden izole edilebilen ve varlıkları tespit edilen hormonlarla ilgili olarak elde edilen bulgularla, kimya endüstrisi tarafından çok sayıda yapay hormonlar geliştirilmiştir. Elde edilen hormonların çeşitli kültür bitkilerinde uygulanması ile birlikte, çiçeklenmede artış, hasat öncesi dökümün engellenmesi, kaliteyi düzeltme ve verimde artış gibi çok sayıda olumlu etkiler elde edilmiştir.


Yapay hormonların bazı koşullarda doğal olanlarına göre daha da etkili olduğu ve doğal hormonların yerini alabileceği tespit edilmiştir ve bitkisel üretimde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak üretimi ve kullanımı hızla yaygınlaşan çok sayıda yapay hormon çevre ve doğal dengeye etkileri yeterince araştırılmadan piyasaya sürülmüş ve bilinçsizce kullanılmaya başlanmıştır. Söz konusu maddelerin en önemli olumsuz etkisi düzensiz ve aşırı kullanılması halinde gıda maddelerinde birikmeleri ve doğal dengeyi bozmalarıdır.


Bitkinin doğal yapısını bozan bu maddelerin insanlarda ve özellikle çocuklarda gelişme üzerine olumsuz etkiler yaptığı tespit edilmiştir.
Hormonların insan sağlığına olan başlıca olumsuz etkileri ise aşağıda sıralanmıştır.


a-Kanser yapıcı etkileri
b-Şekil ve davranış bozuklukları
c-Genetik etkiler
d-Sinir sistemine etkileri

kaynak ziraatci.com

feed5 Yorumlar
meltem
27-05-08
88.227.231.164
Oylar: +2

ben aradığım şeyi bulamadım oyüzden sitenize fazla katılmıyorum

Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
sindirella
26-05-08
88.251.65.218
Oylar: +0

hepinize katılıyorum yhh bende aradığım hiç bişeyi bulamıyorum...

Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
hatice
25-05-08
88.228.225.29
Oylar: +1

siz şimdi bu siteye sitemi diyorsunuz ne biçim şey bu daha iyisini yapabilirdiniz...

Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
KADER
23-05-08
85.107.0.47
Oylar: +1

Heçde bişi bulamıyorum ki
ne biçim bu google daha bilgili olsun yha

Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
musa
16-05-08
212.175.112.173
Oylar: +3

çok berbat

Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy

Yorum Yazın
 
  eksi not | artı not
 

security image
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu girin


busy
Yazılarla İlişiki Seçenekleri

 
< Önceki   Sonraki >

Fatal error: Allowed memory size of 20971520 bytes exhausted (tried to allocate 16 bytes) in /home/suyla/domains/suyla.com/public_html/modules/mod_tag_clouds.php on line 171