BİLGİ PINARI
Spirulina mavi-yeşil alglerden mikroskobik bir yosun türüdür.Proteinler, mineraller ve vitaminler açısından zengin; bir çok hastalığın tedavisinde destekleyici olarak kullanılabilen doğal bir besindir.Üretimi özel havuzlarda yapılmaktadır. Olgunlaşan spirulinalar sudan süzülerek, kurutulduktan sonra herhangi bir kimyasal işleme…
Devamı...
SU, dünya üzerindeki yaşamın en temel unsurudur. Suyun yaşamsal önemi, günümüzde sosyal, çevresel, stratejik ve ekonomik boyutlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Bu bağlamda, kullanılabilir su kaynaklarının çeşitli etkiler sonucunda azalması, konunun öneminin artmasına yol açmıştır. (…
Devamı...
Nil, uzunluğu 6.670 km olup dünyanın uzunluk itibarıyla 2. büyük nehridir. 85 milyar m3 debisi olup, Brundi, Ruwanda, Uganda, Kenya, Tanzanya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Etiopya, Sudan ve Mısır olmak üzere 9 ülkeden geçmektedir. Toplam sulama…
Devamı...
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Ödülü İçin Son Başvuru Tarihi: 31 Aralık 2008 Biri yerli biri yabancı olmak üzere iki basın mensubuna verilecek ödül için son başvuru tarihi 31 Aralık'a uzatıldı. Su konusunda yayımlanmış haber çalışmalarındaki başarıdan…
Devamı...
Kral II. Hassan Dünya Su Büyük Ödülü, su kaynaklarının etkin yönetimi ve işbirliğinin cesaretlendirilmesi amacıyla Fas’ın saygıdeğer Kralı II. Hassan’ın anısına, Fas Hükümeti ve Dünya Su Konseyince beraber düzenlendi.
Ödül konu hakkında bilinci oluşturmak…
Devamı...
Mart 2003’te Japonya’da düzenlenen 3. Dünya Su Forumu'nda bir 'Dünya Su Ödülü' belirlenerek dünya suyunun geleceğinde daha başarılı çalışmalar yapılmasına katkı sağlanması amaçlandı. Forum sırasında Dünya Su Konseyi ve Kyoto Uluslararası Soroptimist ile beraber “Kyoto…
Devamı...
5.Dünya Su Forumu'na evsahipliği yapan Türkiye, toplumun suyla ilgili konulara karşı duyarlılık ve bilincini artıracak kişileri bir ödül ile onurlandırmayı hedeflemiştir. Bu farkındalığı ve bilinci yaratacak araçların en başında da medya gelmektedir.
Bu doğrultuda…
Devamı...
|
|
|
Midye Yerken İki Kere Düşünün |
|
|
|
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oya Okay, "İstanbul Boğazı’nda Büyükdere’den başlayarak Beşiktaş’a kadar, özellikle de İstinye’de önemli ölçüde kimyasal kirlenme var" dedi.
Okay, Münih Teknik Üniversitesi ile ortaklaşa yürütülen TÜBİTAK destekli "İstanbul Boğazı’nda Kirlenmenin Etkileri" projesi hakkında bilgi verdi.
İstanbul Boğazı’nın yıllık ortalama 50 bin geminin geçmesi nedeniyle önemli bir uluslararası su yolu olduğunu belirten Okay, ayrıca Boğaz’ın Akdeniz ve Karadeniz ekosistemlerini birleştirmesi nedeniyle biyolojik yaşam açısından da önem taşıdığını söyledi. Okay, bu noktadan hareketle boğaz kirliliğinin ortaya çıkarılması için yaklaşık 1,5 yıl önce bir çalışma yapmaya karar verdiklerini, Nisan 2009’da bitmesi öngörülen projenin sonuçlarının değerlendirilme aşamasında olduğunu bildirdi. Amerikan Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) denizdeki yaşamı tehdit eden en önemli kökenli poliaromatik kirleticiler olarak birtakım ağır metalleri ve petrol ya da yanma hidrokarbonları (PAH) ve kalıcı (dayanıklı) bazı organik kimyasalları gösterdiğini aktaran Okay, bu kimyasalların belirli seviyeler aşıldığında toksik veya kanserojen etkilerinin olduğunu kaydetti. Boğaz’da yüzeyde Karadeniz’den, alttan ise Akdeniz’den olmak üzere çift yönlü akıntı olduğunu anımsatan Okay, şöyle konuştu: "Karadeniz’den gelen yüzey akıntısının, Karadeniz kuzeybatı kıyısal alanına boşalan nehirler, özellikle Tuna Nehri nedeniyle kirlenmiş olduğu biliniyor. Dolayısıyla Karadeniz’den gelen yüzey akıntısı boğaz ekosistemi için birinci potansiyel kirletici faktörümüzdür. İkincisi ise Boğaz’daki gemi trafiğidir. İstanbul Boğazı’ndan yılda 50 bin gemi geçiyor. Gemilerden kaynaklanan kirlenme petrol, sintine, balast suları, gemi baca gazları, zehirli boyalar olarak özetlenebilir." Şehir hatları vapurlarının oluşturduğu günlük lokal gemi trafiğinin de kirlenmeye neden olduğuna işaret eden Okay, boğazın iki kıyısı boyunca uzanan yoldan geçen araçların egzoz dumanları ve iki kıyısındaki arazi ve yerleşim alanlarından yağmur suları ile taşınan sularla boğaza çeşitli kirleticilerin girdiğini söyledi. Okay, "Evsel atık suların toplanması Boğaz ekosistemi için çok olumlu ancak boğaza giren derelerin ağızlarında ölçülen değerlerin yüksek olması bu derelerin hala Boğaz ekosistemi için potansiyel kirlenme kaynakları olduğunu göstermektedir" dedi. -MİDYELER ÖNEMLİ BİR ARAÇ- Oya Okay, ölçümleri yaparken Karadeniz girişinden başlayarak Boğaz boyunca 2’si Adalar’da olmak üzere toplam 23 istasyondan örnekleme yaptıklarını belirtti. Okay, bu amaçla sediment (deniz dibindeki çökelti) ve midyelerden yararlandıklarını kaydetti. Midyelerin tutunarak büyümesi ve kirleticileri dokularında biriktirmeleri nedeniyle yöresel kirlenmenin düzeyi konusunda önemli bilgiler verdiğini anlatan Okay, alınan sonuçlarla ilgili şu bilgileri verdi: "Büyükdere’den başlayarak Beşiktaş’a kadar, özellikle de İstinye’de önemli ölçüde bir kimyasal kirlenme var. Asya yakasında da özellikle deniz trafiğinin yoğun olduğu Kandilli-Kuzguncuk şeridinde son derece yoğun bir kimyasal kirlenme var. İstinye’de 1991’e kadar 70 yılı aşkın süre çalışmış bir tersane vardı. Su sirkülasyonunun oldukça kısıtlı olduğu İstinye Koyu’nda bir tersanenin geçmişi yatıyor. Ayrıca İstinye Koyu’na giren derenin ve demirli teknelerin de potansiyel kirletici kaynaklar olduğu düşünülüyor. Koy içerisinde son derece tolerant bir canlı olan midyenin dahi yaşayamayacağı koşullar var. Büyükada istasyonlarını Boğaz’da yapacağımız çalışma için referans olarak düşünmüştük ancak Büyükada arkasındaki kumsaldan aldığımız örneklerde son derece tehlikeli kimyasallar bulduk." Okay, gemilerin deniz içinde kalan kısımlarında çeşitli organizmaların yapışarak büyümesini engellemek amacıyla zehirli boyalar kullanıldığına dikkati çekerek, "Örneğin İstinye ve Beşiktaş’ta yüksek bir kalay kirlenmesi görülüyor. 2008 yılından itibaren IMO organik kalay bileşiklerinin gemi zehirli boyalarda kullanılmasını yasaklamış olmasına rağmen kalay içerikli boyalar uzun yıllardır bu amaçla kullanıldı. Su kolonuna giren kirleticiler zamanla sedimente çöküyor. Bu da sedimentte biriken kirleticilerin, özellikle sığ bölgelerde her an su kolonuna karışma olasılığı var demek" diye konuştu. İstanbul Boğazı kıyılarından halkın kontrolsüz midye toplayabildiğini belirten Okay, özellikle kirlenmenin yoğun olduğu bölgelerden midye toplanıp yenmemesi gerektiğini vurguladı. KİRLİLİĞE KARŞI ÖNLEMLER Oya Okay, kirliliğe karşı alınabilecek önlemler kapsamında Boğaz’dan geçen gemilere sıkı denetim uygulanması gerektiğini belirtti. Midye toplanmasıyla ilgili tehlikeli bölgelere uyarı levhalarının asılması gerektiğini dile getiren Okay, şunları söyledi: "Belli kirleticilerin seviyelerinin deniz ekosisteminde su, sediment, organizma gibi çeşitli matrislerde sürekli izlenmesi gerekir. Bütün kirleticilerin izlenmesi mümkün değil. Bu, hem para hem zaman hem de insan gücü demektir. Ancak toksik/kanserojenik olduğu bilinen ’öncelikli kirleticiler’ bazında devletin laboratuvarlar kurup, rutin analizler yapması gerek. Bir sonraki adım olarak uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve halkın sürekli bilgilendirilmesi gerekir. Bunun yurt dışındaki örnekleri böyle." Okay, bilim adamlarının görevinin bilimsel araştırma projeleri gerçekleştirmek, proje çıktılarını raporlar, uluslararası yayınlar halinde yayımlamak ve çeşitli konferanslarda sunmak, öneriler geliştirmek olduğunu ifade ederek, bundan sonraki aşamada sorumlu mercilerin bu çalışmaları değerlendirerek önlem paketleri hazırlaması gerektiğini kaydetti. Okay, "Kirleticilerin bir kısmının kanserojen olması nedeniyle özellikle kirlenmiş bölgelerden toplanan midye tüketiminin kanser vakalarına yol açabilme olasılığı var" dedi. (aa) Radikal
 Yazılarla İlişiki Seçenekleri |
|
|
KÜRESEL ISINMA ve İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
16.05.2008
Dünyadaki iklim değişikliklerine baktığımızda, binlerce yıllık bir süreç içerisinde görülen ortalama 5 °C’lik ısı artışının bir buzul çağına sebep olabildiğini görüyoruz. Yalnızca birkaç yüzyıl içinde görülen birkaç derecelik artışın nelere yol açabileceğinin cevabı ise netlik…
Devamı
SU TASARRUFU
06.11.2008
Büyükşehirler'de su yetersizliğinin gündemde olduğu yaz aylarında, Almanya'dan ithal edilen su debisini sabitleyen cihazlar, yüzde 70'e varan tasarruf imkanı sağlıyor.
Çeşmelerin ucuna takılan Mavi Program Su Aparatı ile şebekeden gelen suyun debisi sabitlenirken, içerisindeki…
Devamı
ARITMA SİSTEMLERİ
18.06.2008
İvedik Su Arıtma Tesisleri, Ankara’nın içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Ankara’nın su problemini 2020 yılına kadar uzanan bir perspektif içinde çözmek üzere inşa edilmiştir. 1969 yılında DSİ Genel Müdürlüğünce tesisin master plan ve…
Devamı
SU BİLİMLERİ ve SU ÜRÜNLERİ
07.05.2008
Doğal ortamlarında yüz binlerce yıldır yaşamayı başaran Akdeniz Fokları bugün maalesef yok olmak üzeredir..
Akdeniz Foku bütün dünya nesli tehlike altında bulunan türler içinde ilk sırada yer almaktadır. IUCN ( Dünya Doğayı Koruma…
Devamı
ENERJİ KAYNAKLARI
24.10.2008
Borçka havasında yapılmakta olan barajın yerel halk tarafından olumsuz karşılandığı ve engellenmeye çalışıldığı belirtildi
Rize, Trabzon, Artvin, Giresun bölgelerinde yapılmakta olan ve yıllık 16 milyar kilowatsaat elektrik üretecek hidroelektrik santrallerin yapılması konusunda yöre halkının…
Devamı
SAĞLIK
26.11.2008
Spirulina mavi-yeşil alglerden mikroskobik bir yosun türüdür.Proteinler, mineraller ve vitaminler açısından zengin; bir çok hastalığın tedavisinde destekleyici olarak kullanılabilen doğal bir besindir.Üretimi özel havuzlarda yapılmaktadır. Olgunlaşan spirulinalar sudan süzülerek, kurutulduktan sonra herhangi bir kimyasal işleme…
Devamı
ÇEVRE SORUNLARI
24.10.2008
İstanbul kanalizasyonunun İstanbul’u çevreleyen denizlerin su kalitesi ve canlı yaşam üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları, kirlilik düzeyinin tehlikeli boyutlara ulaşmış olduğunu söylüyor.
İstanbul kanalizasyonunun İstanbul’u çevreleyen denizlerin su kalitesi ve canlı yaşam üzerindeki etkisini…
Devamı
DOĞAL HAYAT
05.04.2008
Doğal ortamlarında yüzbinlerce yıldır yaşamayı başaran Akdeniz Fokları bugün maalesef yok olmak üzeredir.. Akdeniz Foku bütün dünya nesli tehlike altında bulunan türler içinde ilk sırada yer almaktadır. IUCN ( Dünya Doğayı Koruma Birliği ) tarafından…
Devamı
|
|
|
|
BİLİYOR MUSUNUZ?
“Dünyadaki mevcut suların ancak % 1'i kullanılabilir.”
İSTATİSTİKLER
Üye: 115
|
|
Saat: 08:24
|
Forum: 54
|
Yorum: 238
|
Anket: 1
|
İçerik: 488
|
Link: 15
|
İstatistikler 0.001 saniyede oluşturuldu...
|
|
|
|
|
|